İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez ile Röportaj

Türkiye genelinde tabip odalarında gerçekleşen seçimlerin İstanbul kısmı 24 Nisan Pazar günü Sultanahmet’te gerçekleşecek. Seçim öncesi son günlerde İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez ile seçimler hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

Prof. Dr. Selçuk Erez’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

Merhabalar, Son yıllarda ilgili kurumları aracılığıyla AKP’nin içinde TTB’nin de olduğu bazı meslek odalarına dönük bir tür ‘ele geçirme’ uğraşı içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu seçim sürecinde de aynı çaba sürüyor mu? AKP’nin meslek odalarına dönük bu ilgisinin esas nedeni nedir?

AKP,  İstanbul Tabip Odası seçimlerinde de -diğer bir çok meslek odaları gibi- yaptıklarını eleştiren grubu gidermeye çalışmaktadır.

“HEKİMLERİ YOK SAYANLAR İÇİN NE YAPMIŞLAR ONA BAKMALI”

Demokratik Katılım Grubu’na karşı seçime giren diğer ekiplerin vaat, öneri ve hedefleri nelerdir?

Demokratik katılım Grubu olarak bilinen grubumuz, hekimlere güvenceli, mesleğinde gönül rahatlığı içinde çalışacakları, o hafta hangi hakkının, hangi hukukunun hangi torbaya eklenmiş iki satırla giderileceğini düşünmeyeceği koşulların sağlanması için çalışmayı sürdürecektir. DKG,  halka düzeyli tıbbi bakım sağlanmasını, olanakları elverişsiz vatandaşların da bu imkanlara kavuşturulmasını engelleyen koşulların düzeltilmesi için çaba göstermeyi sürdürecektir.

Diğer grupların açıklamalarına baktığımızda  genellikle hekimlere iyi olanakların sağlanılması için çalışılacağının vaat edildiğini görüyoruz . Broşürlerden çok adayların özgeçmişlerine,  bu ülkede insanı ve hekimi yok sayanlara her koşulda karşı mı çıkmışlar yoksa hava meydanlarında karşılamaya  mı gitmişler buna bakmalı.

 

Yerel tabip odaları ve TTB seçimlerinde saflaşmayı belirleyen esas neden politik mi yoksa sağlık alanına, hekimlere özgü sorunlara farklı yaklaşımların olması mı?

Tabip odalarını yönetmeye aday olanların hekim sorunlarını hedeflemeleri ancak sağlığın ülkede demokrasi, barış ve insan haklarını ötelemeyen bir ortamda gerçekleşebildiğini de unutmamaları gerekir. Bu tanımlamamız,  politik eğilimleri değil, hekim sorunlarını öne alır.

 

TTB’ye dönük eleştirilerin en başında geleni hekimlerin sorunlarıyla ilgilenmeyip siyasi ve ideolojik amaçlar doğrultusunda hareket ettiği ve bölücülük yaptığı.. Bunun bir gerçekliği var mı? TTB neden sürekli böyle bir eleştiriye maruz kalıyor?

Hekim haklarının çiğnenmesi olgularına karşı açtığımız  ve kazandığımız çok sayıda davaya, eğitilmeden günde 80 hasta bakmaya zorlanarak tükenen asistanların dertlerine koşmamıza, aile hekimlerimizin haklarını savunmamıza,  özel sektörde çalışan meslektaşlarımızın hastane ile beraber SGK’ya karşı  sorumlu tutulmasına  karşı sonuç sağlayan mücadelemize bakarak “hekim sorunları ile ilgilenmediğimizi söylemek” en hafif tabiriyle ayıptır.

Tabip odalarından tepki ve eleştirilerin gelmesini istemeyen AKP’nin destekçileri, hekim sorunlarının çözümlenmesi için yaptıklarımızdan bahsetmemekte,   “sağlığın ancak barışın egemen olduğu bir ortamda sağlanılabileceğini” söylememizi bölücülük olarak sunmaktadırlar. Bakanlarının ana muhalefet partisi liderini bile  bölücü olarak adlandırdığı bir iktidarın  destekleyicilerinin, işlerine gelmeyeni-başka gerekçe bulamadıklarından- aynı şekilde eleştirmelerine şaşmam.

Önümüzdeki seçimlere dönük beklenti ve öngörüleriniz neler?

Hekimlerimiz, hak ve hukuklarının sağlanması için kimlerin çalıştığını, başarılı sonuçlar aldığını,kimin sağlık dahil bu ülkenin tüm sorunlarının ancak demokratik bir düzende çözüleceğine inandığını bilirler. Meslektaşlarımızın bu nedenle önümüzdeki pazar günü Sultanahmet’te yapılacak bu önemli seçime gelip İstanbul Tabip Odası’nın bu niteliklerini sürdürecekleri  yeğleyeceklerine inanmaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir