HIV ve AIDS: Aynı şey değil mi?

HIV ve AIDS terimleri sıklıkla birbirinin yerine kullanılıyorsa da, bu ikisi aslında farklı şeyleri ifade eder.

HIV vücudun bağışıklık sisteminde CD4 hücreleri adı verilen beyaz kan hücrelerine saldıran bir tür virüstür. HIV vücudun hastalık ve enfeksiyonla savaşma yeteneğini azaltır. İnsanlar, pek çok başka virüsle savaşabilse de, bir kez bulaştı mı HIV asla vücuttan tamamen atılamaz.

AIDS bir kişiye HIV bulaştıktan sonra oluşan bir hastalıktır. AIDS olmadan HIV bulaşabilir ama HIV bulaşmadan AIDS olunamaz.

HIV nasıl AIDS’e yol açar?

HIV bulaşan herkes hemen arkasından AIDS olmaz. Ancak, çoğunlukla bu ilerlemeyi yavaşlatmak veya durdurmak için düzgün bir tedavi programı şarttır.

Tedavisiz bırakılırsa, HIV bağışıklık sistemine zarar vermeye devam eder ve fırsatçı enfeksiyonların gelişme riskini arttırır.

Fırsatçı enfeksiyonlar

Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezleri (CDC) fırsatçı enfeksiyonları “bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha sık görülen ve daha şiddetli seyreden enfeksiyonlar” olarak tanımlar.

HIV pozitif hastalarda görülen fırsatçı enfeksiyonlara örnekler:

  • Kanserler, invaziv rahim ağzı kanseri, akciğer kanseri, Kaposi sarkomu, karsinomlar ve lenfoma
  • Kandidiyazis, ağız, boğaz veya vajinanın bir çeşit mantar enfeksiyonu
  • Sitomegalovirüs, körlüğe sebep olabilen bir viral enfeksiyon
  • Pneumocytis pnömonisi, ölümcül olabilen bir mantar pnömonisi (zatürre)
  • Toksoplazmoz, beynin parazit enfeksiyonu
  • Tüberküloz (verem), akciğerlerin bakteriyel enfeksiyonu

AIDS: HIV enfeksiyonunun 3. Evresi

AIDS, HIV enfeksiyonunun son (3.) evresidir. CD4 hücre sayımıyla ya da bir veya daha fazla fırsatçı enfeksiyonun gelişmesiyle tanı konur. Evre 1, HIV’in akut evresidir ve evre 2 klinik latent evredir. Bu iki evre hakkında daha fazla bilgi yazının devamında verilecektir.

Sağlıklı bireylerde CD4 hücresi sayısı milimetreküpte 500 ile 1600 hücre arasındadır. AIDS.gov’a göre HIV pozitif kişiler CD4 hücre sayıları 200 hücre /mm3‘ün altına düştüğünde AIDS olmuş sayılırlar.

Tedavi görülmezse, HIV bulaşmasından 2 ile 15 yıl sonrasında AIDS gelişebilir. Virüsün gelişme hızı, hastanın yaşı, genel sağlığı, genetiği, başka enfeksiyonların varlığı ve sağlık hizmeti standartları gibi pek çok etkene bağlıdır.

Hastalık ilerlemeden önce tedavi alan ve hayatları boyunca tedaviye devam eden kişiler genellikle HIV pozitif olmayan bir kişi kadar uzun yaşayabilirler.


HIV ve AIDS’in Nedenleri

AIDS ilk olarak 1981’de, nadir görülen fırsatçı enfeksiyonların ve kanserlerin eşcinsel erkeklerde görülme sıklığının artmasıyla ayrı bir hastalık olarak tanımlandı.

On dokuzuncu yüzyıl sonu veya yirminci yüzyıl başında Batı ve Orta Afrika’da ortaya çıktığı düşünülüyor. Bilim insanları virüsün ilkel bir versiyonunun enfekte olmuş canlıları öldürüp yiyen bir insana geçmiş olabileceğini söylüyor.

HIV insanlar arasında vücut sıvılarının değişimi yoluyla bulaşır.

  • Cinsel temas: AIDS esas olarak cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. HIV bir kişiden diğerine korunmasız oral, anal veya vajinal birleşme ile geçebilir.
  • Gebelik veya doğum: HIV pozitif veya AIDS tanılı bir anne, gebelik, doğum ve hatta emzirme sırasında çocuğuna virüsü bulaştırabilir.
  • Kan nakli: HIV kan nakliyle bulaşabilir, ancak ayrıntılı tarama sistemleri nedeniyle gelişmiş ülkelerde risk oldukça düşüktür.
  • Enjektör ve iğne kullanımı: Başkalarıyla enjektör paylaşan madde kullanıcılarının virüs kapma riski artmıştır. Dövme ve piercing yapan ve yaptıranlar da iğneler iyi temizlenmiyorsa risk altındadır.

HIV ve AIDS Semptomları

HIV semptomları çok değişkendir ve hem bireye hem de hastalığın evresine bağlıdır.

Akut evre semptomları

HIV’in ilk evresinde, virüs bulaşmasından 2 ile 4 hafta sonrasında, grip-benzeri semptomlar görülebilir:

  • Kas ağrıları
  • Titreme
  • Yorgunluk
  • Ateş
  • Ağızda ülserler
  • Gece terlemeleri
  • Kızarıklık
  • Boğaz ağrısı
  • Şişmiş lenf nodları

HIV pozitif herkeste bu semptomların görülmeyeceği unutulmamalıdır. HIV pozitif bazı insanlar 10 yıl, hatta daha uzun süre hiç semptom göstermeyebilirler.

Klinik latent evre semptomları

İkinci evre boyunca, virüs aktiftir ancak çok düşük seviyelerde çoğalır. Bu evrede kişiler yalnızca hafif semptomlar gösterirler veya hiç göstermezler.

HIV ilaçları ilerlemeyi durdurabilir ve virüsü on yıllar boyunca bu evrede tutabilir.

AIDS semptomları

AIDS, virüsün 3. Ve son evresidir. Bu evredeki semptomlar bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucunda gelişen çeşitli enfeksiyonlarla ilgilidir.

Bu nedenle, semptomlar oldukça değişkenlik gösterir. En yaygın görülenleri:

  • Deri altında, ağızda ya da burunda lekeler
  • Bulanık görme
  • Kronik ishal
  • Lenf nodlarının sürekli şişmesi
  • Aşırı yorgunluk
  • Tekrarlayan ateş
  • Hafıza kaybı gibi nörolojik sıkıntılar
  • Pnömoni
  • Hızlı kilo kaybı
  • Ağızda, anüste ya da genital bölgede yaralar

HIV ve AIDS’in farklı evrelerindeki semptomların çeşitliliğinden dolayı, virüsün ya da sendromun tanısını sadece semptomlara bakarak koymak mümkün değildir. Bir sağlık hizmeti sunucusu resmi bir tanı koyabilmek için tetkikler yapmak durumundadır.


Tetkik ve teşhis

HIV tanısı vücudun virüsle savaşmak için ürettiği antikorların varlığına bakan basit bir kan testi ile konulur.

Bu antikorların tahlilde gözükmesi birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. İlk temas zamanına göre tekrar tahlil yapmak gerekebilir.

Ancak, erken tahlil her zaman önerilir, çünkü bu sayede virüsün ilerlemesini durdurmaya yardımcı olmak için uygun bir tedavi planını uygulamaya konabilir. Temastan sonra erken tahlil yaptıranların virüsü başkalarına bulaştırma riski daha düşüktür.

CD4 hücre sayısı 200 hücre/mm3’ün altında olan HIV (+) kişiler, veya belli fırsatçı enfeksiyonların tanısı konmuş HIV (+) kişiler artık HIV değil AIDS tanısı almış sayılırlar.


HIV ve AIDS Tedavisi

Uygun tedavi planları ve erken müdahale HIV pozitif kişilerin görece nitelikli bir yaşam sürebilmesi anlamına gelir.

Ancak, tedavisiz kalırsa AIDS tanısı alanların tahmini sağ kalım süresi 3 yıldır. Eğer bir fırsatçı enfeksiyon gelişir ve tedavisiz kalırsa, beklenen yaşam süresi 12 aya kadar düşer.

HIV ve AIDS’in tedavisi ilaçtır

Temas sonrası profilaksi (PEP)

Bu, virüs bulaşmış bir kişiye temastan sonra HIV gelişimi riskini azaltmak için verilen acil bir tedavidir. Etkili olması için temastan sonraki 72 saat içinde alınmalı ve 28 günlük tedavi tamamlanmalıdır.

Dünya Sağlık Örgütü, doğru şekilde alınırsa PEP’in HIV enfeksiyonu riskini %80’in üzerinde azalttığını tahmin etmektedir.

Antiretroviral tedavi (ART)

HIV pozitif kişilere HIV’in ilerlemesini yavaşlatmak için genellikle yüksek aktiviteli antiretroviral tedavi (HAART) ilaçları kombinasyonu verilir.

Bu tedavi kişiye göre düzenlenir ve yaşam boyu alınması gerekir.


HIV’den korunma

HIV bulaşmasını önlemek için bazı önlemler alınabilir.

  • Kondom kullanmak: HIV korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşabildiği için, kondom kullanmak geçiş riskini azaltabilir.
  • Gebelik sırasında belli adımlar atmak: Anneden çocuğa HIV geçişi riski HIV ilaçlarıyla azaltılabilir. Geçişi azaltmak için yapılabilecek diğer şeyler Sezaryen doğum ve emzirme yerine biberon ile beslemedir.
  • İğne paylaşımını önlemek: Enjektör ve şırınga paylaşımı ihtiyacını azaltmak için iğne değişim programları mevcuttur.
  • Vücut sıvıları ile teması azaltmak: Sağlık çalışanları HIV bulaşmış kanla temas riskini azaltmak için eldivenler, maskeler ve diğer bariyer koruma yöntemlerini kullanmalıdır. Vücut sıvılarıyla temastan sonra cildi iyice ve düzeli şekilde yıkamak da riski azaltır.

HIV tanısı konmuş olanlar, doktor tarafından verilen tedavi planına sadık kalarak, diğer enfeksiyonlara maruz kalmaktan kaçınarak, ve bağışıklık sistemlerini desteklemek için sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürerek AIDS’e ilerlemeyi yavaşlatabilirler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir