Ebeveynlerini kaybeden çocuklara ölümü anlatmak

Çocuklar ölümle tanıştığında onlar için yaşam eskisi gibi olmaz. Ancak ölüm gerçeğinden sonra pek çok şeyin eskisi gibi devam etmesi, çocuğun iyi hissetmesine yardımcı olabilir.
Anne babalarını patronların kâr hırsı, diktatörlük sevdası gibi nedenlerle kaybetmiş çocuklara ölümü anlatmak zorunda kalmadığımız güzel günlere olan umudumuzla… Anne-babasız kalmış yüzlerce çocuk için…
Bir yakınımızın kaybı hepimiz için anlaşılması, kabullenilmesi zor bir süreçtir. Ölümün oluş şekli, beklenen ya da ani bir ölüm oluşu, ölen kişinin hayatımızdaki rolü, onunla ilişkimiz, kayıp sonrası ortamın koşulları, hayatta kalanların durumu gibi pek çok etken bu süreçte belirleyicidir. Yas süresince pek çok kişide görülen doğal olarak kabul ettiğimiz tepkiler vardır. Çocuklarda yas tepkileri ise yetişkinlerden farklıdır. Çünkü onların yaşamı ve ölümü algılayışı yetişkinlerden çok farklıdır.
fft81_mf2184004
ANLAYIŞ ŞART
Çocuklar, yaşlarına özgü farklılıklar olmakla birlikte, aslında ölümün farkındadırlar. Televizyondan, çevrelerinden ölümü duyarlar, hayvanların ölümüne şahit olurlar. Genellikle yetişkinlerin ölümle ilgili konuşmaktan çekinmeleri, çocukların da bu konuda yanlış, yetersiz bilgilenmelerine neden olur. Bu nedenle çocukların ölümle ilgili merakı anlayışla karşılanmalı, soruları yaşlarına uygun cevaplanmalıdır. Öncelikle onların ölümle ilgili ne bildiklerini doğru anlamak gerekir. Yanlış bilgilerinin düzeltilmesi bile kaygılarını önemli ölçüde azaltacaktır.
Eğer bir çocuk ebeveynlerden birini kaybettiyse çok zaman geçirmeden kendisine söylenmelidir. İki yaş altı çocuklar ölümü anlayamaz. Bir yaşından sonra özellikle kaybedilen anne ise buna tepki verecektir. Ancak
yerine geçen kişi (bakımını üstlenen yakını) temel ihtiyaçlarını karşıladığında sıkıntısı azalacaktır. Okul öncesi çocuklar ise zaman kavramı tam olarak gelişmediğinden ölümü, sonsuza dek yok olmayı tam olarak kavrayamazlar. Bu yaş grubundaki çocuklara ölümün yaşamın sonu olduğu ve tüm canlıların bir gün öleceği anlatılmalıdır. Çocuklar soyut düşünemedikleri için onlara herşeyi basit ve somut bir şekilde anlatmak gerekir. “O artık yaşamıyor, bizim gibi yemek yemeyecek, nefes almayacak, oyun oynamayacak” gibi. Bu nedenle artık kendileriyle olmayacağı ve bu nedenle toprağın altına koyulduğu anlatılmalıdır. Mezarlıkta nasıl yemek yiyeceğini, toprağın altında nasıl nefes alacağını sorabilir, bu sorularına doğru cevaplar verilmezse belirsizlik nedeniyle kaygıları artacaktır. Toplumda sıkça yapılan hatalardan biri de ölümü anlatmaktan kaçınmak için “o çok uzun bir yolculuğa çıktı”, “derin bir uykuya daldı” gibi beyaz yalanlar söylemektir. Bu anlatım, çocukları, ölen kişinin bir gün geri geleceği gibi bir beklentiye sokar ve olumsuz sonuçlar doğurur. Örneğin hayatta kalan ebeveyn kendisinden her ayrıldığında onun da gidip bir daha gelmeyeceği korkusu oluşabilir. Uyku kesinlikle ölümle ilişkilendirilmemelidir. Bu nedenle uyumaya korkan ya da hayatta kalan ebeveynin uykuda ölüp ölmediğini kontrol eden çocuk sayısı az değildir. Yine çocukların anlayamayacağı dini terimlerden kaçınmak gerekir. “Cennete gitmek” çocuğun zihninde başka bir şehir gibi bile algılanabilir ve ölen kişinin geri döneceği beklentisini oluşturur. Hasta oldu ya da çok yaşlıydı demek de çok önerilmemektedir. Her hastalığı ya da yaşlıyı ölümle ilişkilendirebilir. Genç ölümleri kavrayamaz, basit hastalıklardan korkabilir. Birinin ölümünü istemenin o kişiyi öldürmeyeceği kesinlikle anlatılmalıdır. Çocuk bunu istemiş ya da söylemiş olabilir ve bu nedenle yoğun suçluluk hissedebilir.
maxresdefault
NASIL SÖYLENMELİ?
Çocuğa annesi ya da babasının kaybının bir başka aile büyüğü hatta doktor tarafından söylenmesinin daha uygun olduğuna dair yanlış bir bilgi de toplumumuzda yaygın. En sağlıklı olan çocuğa kaybın hayatta kalan diğer ebeveyn tarafından söylenmesidir. Mümkün olduğunca sakin ve anlayabileceği basitlikte söylenmelidir. Çocuk sık sık kendisinin ya da anne/ babasının da ölüp ölmeyeceğini sorabilir. Bu durumda “hayır baban/annen öldü çünkü çok büyük bir kaza geçirdi, bu her zaman olmaz. Ben şu an çok iyiyim ve yaşıyorum” denebilir. Asla ölmeyeceğine dair bir garanti verilmemeli ancak ölümün çok da sık başımıza gelmeyeceği anlatılmalıdır. Okul öncesi çocuklar benmerkezcidir. Yani ihtiyaçları karşılanmadığında ölen kişinin yokluğunu daha çok hissederler. Bu yaş grubundaki çocuklar ölüme büyük tepki verseler bile kendileri ile ilgilenen birileri olduğunda yeniden ilişki kurarlar. Bu nedenler özellikle bu yaştaki çocuklarda rutinler önemlidir. Kendisine kimin bakacağı, yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı anlatılmalıdır. Yemek, uyku ve oyun düzeni en kısa zamanda tekrar sağlanmalıdır. Hayatta kalan ebeveyn mecbur kalmadıkça çocuktan ayrılmamalı mümkünse çocuğun ortamı değişmemelidir.
Çocukların cenazelerde bulunması ölen kişinin geri gelmeyeceğini anlamasını kolaylaştırır. Ayrıca çocukla konuşmak için bir başlangıç olabilir. Öncesinde çocuğa neler yapılacağı anlatılmalı ve endişelenecek bir şey olmadığı söylenmelidir. Çocuk korkuyor ya da istemiyorsa kesinlikle baskı yapılmamalıdır. Korkmuyorsa mezar ziyaretleri önerilmektedir. Çocuğa ölen kişinin fotoğraflarının ve bazı eşyalarının olduğu bir kutu hazırlanabilir, yasını yaşamasını kolaylaştıracaktır.
241220141130082098128
‘SENİN SUÇUN DEĞİL’
Çocuklar kaybın ardından farklı tepkiler verebilir. Donup kalabilir, inanmayabilir, korkabilir ya da hiçbir şey olmamış gibi davranabilir. Tüm bu tepkiler çocuklarda beklediğimiz normal tepkilerdir. Özellikle hiçbir şey olmamış gibi davranan çocuklar aileleri şaşırtabilir ancak bu durumda çocuğun durumu kabullenmesi için zamana ihtiyacı olduğu bilinmelidir.
Yas sürecinde onun da gideceği kaygısıyla diğer ebeveyne aşırı bağlanabilir, ağlamalar, içe kapanma, aşırı öfke, sürekli ölen kişiden bahsetme gibi tepkiler verebilir. Uyku ve iştah bozulabilir. Baş karın ağrısı gibi fiziksel şikayetleri olabilir. Öğrendiği halde tekrar altına kaçırmaya başlayabilir. Okul çağındaki çocuklarda okul başarısı düşebilir. Çocuk kendisini sorumlu tutabilir, ölen kişiyi ya da hayatta kalan ebeveyni suçlayabilir. Çocuğa bunun kendi suçu olmadığı, ölen kişinin onu terk etmediği anlatılmalıdır.
Ölümle tanışmasıyla birlikte çocuğun zihninde artık yaşam eskisi gibi güvenli bir yer olmayacaktır. Ancak yaşamındaki pek çok şeyin eskisi gibi devam etmesi çocuğun iyi hissetmesine yardımcı olur. Çocuğun ölüme gösterdiği tepki anne/babanın gösterdiği tepkinin bir yansımasıdır. Anne/baba kendi hissettiklerini çocuğa uygun bir dille anlatmalıdır. Neden kendisiyle eskisi kadar ilgilenemediği açıklanmalıdır. Üzgün olduğu ama bunun zamanla düzeleceği söylenmelidir. Çocuk ölen kişiyi uzun süre düşünmeye ve sorular sormaya devam edecektir. Yaşı büyüdükçe yaşamı ve ölümü anlamaya, anlamlandırmaya çalışacaktır. Bu süreçte kendisini dinleyen, duygularını önemseyen bir yetişkinin varlığı onun kaygılarını azaltacak ve kaybına rağmen dünyayı daha güvenilir bir yer olarak algılamasına yardımcı olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir