Antibiyotikler Hakkında Doğru Bildiğimiz 5 Yanlış!

 

Antibiyotiklerle İlgili Efsaneler

80 yıllık deneyimin ardından, antibakteriyel ajanlarla ilgili çok şey biliniyor. Ne yazık ki, “bilinen”lerin bir kısmı yanlış. Osler’in sözünden alıntıyla, bize öğretilen her şeyin yarısı yanlış – sorun şu ki, hangi yarısı?

Burada antibiyotikler ve direnç gelişimi hakkında oldukça yaygın inanılan beş efsaneyi çökertme niyetindeyiz.


Efsane 1: İnsanlar Antibiyotiği 20. Yüzyılda İcat Etti

Güvenli ve etkili olan ilk klinik olarak yararlı antibakteriyel ajan, 1931’de sentezlenen prontosil rubrum’du.[1] Ancak, prontosil icat edilen ilk antibakteriyel ajan değildi, ve ilk mucitler de insanlar değildi.

Genetik incelemeler bakterilerin 2 ile 2.5 milyar yıl önce antibiyotikleri ve bir antibiyotik-direnç mekanizmasını icat ettiğini gösteriyor.[2-4] Bakteriler, bizim antibiyotiklerin varlığından haberdar oluşumuzdan 20 milyon kat daha uzun süredir bu silahlarla birbirlerini öldürüyor ve bu silahlara karşı kendilerini korumak için direnç mekanizmaları kullanıyorlardı.

Altını çizmek istersek, 2011 yılında yayınlanan bir çalışmada[5], araştırmacılar New Mexico’da, 4 milyon yıldır gezegenin yüzeyinden izole bulunan jeolojik bir yapı olan Carlsbad Caverns sistemindeki derin bir mağarayı inceledi. Mağaranın inceledikleri kısmına daha önce insanlarca hiç erişilmemişti.

Araştırmacılar mağaraların duvarlarından pek çok değişik tipte bakteri kültürü elde ettiler. Her bir bakteri suşu en az bir modern antibiyotiğe dirençliydi; çoğunda çoklu ilaç direnci vardı. Sadece doğada ortaya çıkan antibiyotiklere değil, 1960lar-1980lerde üretilen sentetik ilaçlara (florokinolonlar, daptomisin ve linezolid dahil) karşı da direnç görüldü.

Bu efsanenin çökmesinden çıkan sonuçlar. Mikropların 2 milyar yıllık evrimsel savaşının sonunda, mikroplar çoktan her türlü olası biyokimyasal yolağı etkileyecek antibiyotikler, ve her bir yolağı koruyacak direnç mekanizmaları icat etti.[4] Dolayısıyla, henüz icat edilmemiş antibiyotiklere karşı direnç mekanizmaları da çoktan doğada yayılmış durumda. Direnç kaçınılmaz.


Efsane 2: Uygunsuz Antibiyotik Kullanımı Direnç Gelişimine Neden Olur

Bu efsane, uygunsuz antibiyotik kullanımını önlersek direnç gelişmeyecekmiş düşüncesiyle, sıkça tekrarlanıyor. Ancak, her türlü antibiyotik kullanımı bakterileri öldürerek seçici baskı uygular. Uygun kullanım da uygunsuz kullanım gibi aynı seçici baskıyı uygular. Fark şudur ki, uygunsuz antibiyotik kullanımı durdurabiliriz ve durdurmalıyız, çünkü bir faydası yoktur. Aksine, uygun antibiyotik kullanımı bakteriyel enfeksiyonlardan kaynaklanan mortalite ve morbiditeyi azaltmak için şarttır.

Bu efsanenin çökmesinden çıkan sonuçlar. Uygun antibiyotik kullanımından dolayı direnç oluşacağını kabul ediyoruz, ancak uygun antibiyotik kullanımının hastalara ve topluma olan faydaları bu kollektif zarara göre ağır basıyor. Buna karşılık, uygunsuz antibiyotik kullanımının bir faydası olmamasının yanında, antibiyotik direnci açısından seçici basıncın olumsuzluğunu dengeleyecek bir olumlu yanı yoktur.

Kısacası, uygunsuz antibiyotik kullanımına son vermeyi, direnç oluşumunu engelleyeceği için değil, antibiyotik kullanımının herhangi bir anlamlı faydasından vaz geçmeden bunu yavaşlatacağı için istemeliyiz.


Efsane 3: Direnç Gelişimini Önlemek İçin, Hastalar İyi Hissetseler Bile Yazılan Her Doz Antibiyotiği Kullanmalıdırlar

Bu efsanenin kökenleri biraz belirsiz, ancak 1940’lara kadar dayanıyor.[6,7] Çok yaygın olmasına ve sahiplenilmesine rağmen, enfeksiyonun şikayet ve belirtileri geçtikten sonra antibiyotiklere devam etmenin antibiyotik direnci oluşmasını azalttığını destekleyen bir veri yok.[7]

Aksine, çalışmalar kısa süreli tedavilerin antibiyotik direnci açısından daha az riskli olduğunu tekrar tekrar göstermiştir, ki bu da doğal seçilimin temel prensipleriyle tutarlıdır.[7] Kısa süreli tedavileri uzun süreli tedavilerle karşılaştıran bütün randomize klinik çalışmalar, akut bakteriyel enfeksiyonların farklı çeşitleri için (selülit, akut bakteriyel sinüzit, toplum kökenli pnömoni, nozokomiyal pnömoni/ventilatöre bağlı pnömoni, komplike idrar yolu enfeksiyonları, ve komplike batın içi enfeksiyonlar), kısa süreli tedavilerin de en az diğeri kadar etkili olduğunu göstermiştir.[7] Değerlendirildiğinde, kısa süreli tedavilerde daha az direnç oluşumu görülmüştür.

Bu efsanenin çökmesinden çıkan sonuçlar. Bu efsanenin yerini yeni bir antibiyotik sloganı almalı: “Ne kadar kısa, o kadar iyi!”[7] Hastalara, eğer kendilerini gerçekten iyi hissediyorlarsa, enfeksiyon belirtilerinin gerilemesiyle birlikte antibiyotiklerin erken bırakılıp bırakılamayacağını belirlemek için doktoru aramaları söylenmelidir. Doktorların algıları bu konuda açık olmalı, tedavi süresini kişiye özel hale getirmekten korkmamalıdır.

Akut Bakteriyel enfeksiyonlarda (osteomyelit, tüberküloz (tb), aktinomikoz gibi kronik enfeksiyonlarda değil) belirtilerin kaybolmasından sonra antibiyotiğe devam etmek hastanın yararına değildir ve büyük olasılıkla antibiyotik direncini kolaylaştırır.


Efsane 4: Antiboyik Direnci Geliştiğinde, Bu Genellikle Enfeksiyon Alanındaki Yeni Mutasyonların Sonucudur

Bu efsane büyük olasılıkla tüberkülozda (TB) direncin enfeksiyon alanında, TB tedavisini hedef olan spontane mutasyonlardan dolayı oluştuğu gerçeğinden köken almaktadır.[8] Ancak, TB’nin çoğu akut bakteriyel enfeksiyondan farklı özgün özellikleri vardır.

TB için çevresel konak yoktur, ve TB bizim normal floramızın bir parçası değildir. Dolayısıyla, TB direnci vücutta yalnızca enfeksiyon alanında gelişebilir. TB kaviteleri çok yüksek oranda (örn. >1012 /gram) basil içerir, bu da izoniazid ve rifampin gibi ilaçlara karşı oluşan spontane mutasyonların istatistiksel sıklığı temelinde, monoterapide direnç gelişimine zemin hazırlar.

Buna karşılık, tipik antibiyotikleri kullandığımızda (TB’ye özgü olan izoniazidden farklı olarak), kaçınılmaz olarak kişinin normal bakteriyel florası üzerinde seçici basınç oluşur. Çoğu durumda, direnç tedavi sırasında enfeksiyon alanında değil, ancak bağırsakta veya derideki bakterilerde, önceden var olan direnç mekanizmalarının genetik paylaşımı sonucunda (örn. Plazmidler, transpozonlar, fajlar, çıplak DNA) ortaya çıkar.[8]

Dirençli normal floranın zenginleşmesi, gelecekte dirençli patojenlerin sebep olduğu enfeksiyonlar anlamına gelebilir, ayrıca diğer kişilerle temas veya fomitler aracılığıyla dirençli patojenler yayılabilir.

Bu efsanenin çökmesinden çıkan sonuçlar. Çoğu durumda, hastada direncin ne zaman geliştiğinin farkında olmayız. Hastanın enfeksiyonunun uzun veya gereksiz geniş spektrumlu antibiyotik tedavisiyle çözülmesi direnç oluşturmaktan kaçınabildiğiniz anlamına gelmez. Aksine, antibiyotiğe maruz kaldıktan sonra, hastanın vücudunda bir yerlerde, kullanılan antibiyotiğe dirençli normal flora suşlarının gelişmiş olması çok olasıdır. Bu suşlar, gelecekte enfeksiyonlara yol açabilir, veya toplumda ya da hastanelerde başkalarına yayılabilir.


Efsane 5: Sidal Antibiyotikler Daha İyi Klinik Sonuç Verir ve Direnç Oluşturma Riski Statik Antibiyotiklerden Daha Azdır

Bu da hiçbir kanıta dayanmayan bir başka yaygın klinik inanç. Öncelikle, yaygın inanışın aksine, bakteriyostatik (statik) antibiyotikler bakterileri öldürür; yalnızca bakteriyel azalmanın belli eşiklerine ulaşmak için daha yüksek bir konsantrasyon gerektirir. Bakterisidal (sidal) antibiyotiğin resmi tanımı, ilacın minimum bakterisidal konsantrasyonu (MBC)’nun minimum inhibitör konsantrasyonunun (MIC) dört katı ya da daha fazlası olmasıdır.[9]

MBC, 24 saatlik büyüme süresinde bakteriyel yoğunluğun 1000 kat azalmasını sağlayan ilaç konsantrasyonudur. MIC, 24 saatlik büyüme süresinde görünür büyümeyi önleyen konsantrasyondur. Bu tanımlar gelişigüzeldir: Neden MBC bakteriyel yoğunlukta 100, 500, 5000 veya 10000 kat değil de 1000 kat azalma gerektirir? Neden 24 saat? Neden MBC, MIC’ten iki kat, 16 kat ya da 23 kat değil de dört kat fazla olmalı?

Sonuçta, bakteriyel yoğunlukta 1000 kattan fazla azalmayı sağlayan, ancak bunu MIC’ten sekiz kat fazla konsantrasyonda yapan bir antibiyotik, açıkça bakterileri öldürdüğü halde statik sayılmaktadır.

Bu kuralların kabullenilmiş geleneklerce belirlendiği ve özgün bilimsel ilkelere dayanmadığı düşünülürse, sidal antibiyotiklerin statik antibiyotiklere üstünlüğüne ilişkin bir klinik kanıt olmaması da normaldir. Sistematik bir literatür taramasında, statik antibiyotiklerin etkinliğini sidal antibiyotiklerle kıyaslayan 28 randomize kontrollü çalışma bulundu. İnvaziv bakteri enfeksiyonları olan hastalarda yapılan bu çalışmalarda sonuçlar kafa kafayaydı (Tablo).

Hastalık İlaç Etkinlik
Tifo[10-13] Kloramfenikol (statik) veya azitromisin (statik) vs levofloksasin (sidal) veya sefiksim (sidal) Belirgin fark yok
Selülit[14] Doksisiklin (statik) vs TMP/SMX (sidal) Belirgin fark yok
Klamydia (genital)[15] Azitromisin (statik) vs rifalazil (sidal) Belirgin fark yok
Meningokok menenjiti[16] Kloramfenikol (statik) vs seftriakson (sidal) Belirgin fark yok
Febril nötropeni[17] Linezolid (statik) vs vankomisin (sidal) Belirgin fark yok
MRSA enfeksiyonları[18] (enfeksiyon alanlarında) Linezolid (statik) vs TMP/SMX + rifampin (sidal) Belirgin fark yok
Çocuklarda gram-pozitif enfeksiyonlar[19] Linezolid (statik) vs vankomisin (sidal) Belirgin fark yok
Deri enfeksiyonları[20] Linezolid (statik) vs vankomisin (sidal) Belirgin fark yok
Gram-pozitif kateter-ilişkili kan enfeksiyonu ve deri enfeksiyonları[21] Linezolid (statik) vs vankomisin (sidal) Belirgin fark yok
Pediatrik ciddi toplum kökenli pnömoni[22,23] Kloramfenikol (statik) vs beta laktam + gentamisin (sidal) Belirgin fark yok
Toplum kökenli pnömoni [24-26] Doksisiklin (statik) vs beta laktam veya florokinolon (sidal) Belirgin fark yok
Aspirasyon pnömonisi[27-29] Klindamisin (anaeroblar için statik) vs beta-laktam (sidal) Belirgin fark yok
Nozokomiyal pnömoni[30] Linezolid (statik) vs vankomisin (sidal) Belirgin fark yok
Ventilatör ilişkili pnömoni [31] Tigesiklin (statik) vs imipenem (sidal) Belirgin fark yok
Selülit[32-34] Linezolid (statik) vs vankomisin (sidal) Linezolid (statik) üstün
Streptococcus pneumoniae

Toplum kökenli pnömoni[35]

Linezolid (statik) vs sefalosporin (sidal) Linezolid (statik) üstün
MRSA nozokomiyal pnömoni[36] Linezolid (statik) vs vankomisin (sidal) Linezolid (statik) üstün
Ventilatör ilişkili pnömoni[37] Tigesiklin (statik) vs imipenem (sidal) Imipenem (sidal) üstün

MRSA = metisiline direçli Staphylococcus aureus; TMP/SMX = trimetoprim/sülfametoksazol

 

Neredeyse hiçbir deneyde statik ve sidal antibiyotikler arasında belirgin bir etkinlik farkı bulunamadı. İstisnalar? Üç çalışma, komplike deri enfeksiyonlarının tedavisinde statik ajan linezolid’in sidal ajan vankomisine göre üstün olduğunu göstermiştir,[32-34] biri de linezolid’in üstünlüğü yönünde sonuç vermiştir (p=0.057).[20] Bir deney MRSA pnömonisi tedavisinde linezolid’in vankomisinden üstün olduğunu göstermiştir,[36] ve bir diğeri pnömokok pnömonisinde linezolidin sefalosporinlerden üstün etkinliği olduğunu göstermiştir.[35]

Buna karşılık, yalnızca bir deney bir sidal antibiyotiğin statik ajana göre üstün etkinliği olduğunu göstermiştir. Bu deney ventilatör ilişkili pnömoni tedavisi için tigesiklinle imipenem’i karşılaştırmış ve tigesiklinin daha az etkili olduğu sonucuna varmıştır.[37] Ancak, farmakolojik analiz bu deneyde kullanılan tigesiklin dozunun çok düşük olduğunu, enfeksiyona yol açan bakterilerin duyarlılığına oranla yetersiz kaldığını belirlemiştir[38]; takiben tigesiklin dozunu iki katına çıkararak bir çalışma yapıldığında, aynı hastalık için tigesiklinin imipenem’e benzer etkinlikte olduğu görülmüştür.[31]

Dolayısıyla, sidal antibiyotiklerin, klinik olarak statik antibiyotiklerden daha etkili olduğuna ilişkin bir kanıt yoktur. Aksine, statik bir ajanın sidal ajandan daha etkili olduğunu gösteren çalışmalar, tersini gösterenlerden fazladır!

Bu efsanenin çökmesinden çıkan sonuçlar. Klinisyenler sidal antibiyotikleri tercih etseler de, bunların statik ajanlara göre daha üstün klinik sonuç verdiğine ilişkin de, sidal ilaçların direnç oluşumunu daha etkili şekilde önlediğine ilişkin de bir kanıt yoktur. Bir antibiyotiğin statik mi sidal mi olduğu, hastalar için antibiyotik tedavisi belirlerken bir etken olmamalıdır.


Klinisyenler için Eve Götürülecek Mesajlar Nelerdir?

Bakterilerle mücadelenin sonu yok; onlara karşı bir “savaş kazanmayacağız”, ve bir “goril-silin” gelip de bizi antibiyotik direncinden kurtarmayacak. Direnç, kaçınılmaz.

Dolayısıyla, antibiyotikleri ziyan etmemek kritiktir. Bakteriyel enfeksiyonu olmayan hastalara reçete edilmemeleri gerekir. Uygun olduğunda, bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için mümkün olan en dar spektrumlu ajanı, en kısa tedavi süresi için reçete etmek gerekir.

Hastalara iyileştikten sonra bile reçete edilen her dozu almalarını söylemeyin. Onun yerine, kanıta dayalı, kısa süreli tedavi rejimlerine odaklanın, ve eğer hastanın belirtileri tedavi süresini tamamlamadan önce geçerse antibiyotik tedavisini erken bitirme konusunu konuşmak için size ulaşmalarını söyleyin. Belirtileri geçerse erken bitirmeleri yönünde teşvik edin.

Enfeksiyon alanında az direnç gelişmesinden teselli bulmayın. Bir antibiyotik yazdığınızda, hastanın mikrobiyomunda direnç için seçicilik söz konusudur. Dirençli bakteriler hastayı kolonize eder ve gelecekte antibiyotik dirençli enfeksiyonlara neden olabilir.

Antibiyotik tedavisi düzenlerken, sidal – statik karşılaştırması gereksizdir.

 

Kaynaklar

  1. Northey EH. The Sulfonamides and Allied Compounds. New York: Reinhold Publishing, Inc.; 1948.
  2. Hall BG, Salipante SJ, Barlow M. Independent origins of subgroup B1 + B2 and subgroup B3 metallo-beta-lactamases. J Mol Evol. 2004;59:133-141. Abstract
  3. Hall BG, Barlow M. Evolution of the serine beta-lactamases: past, present and future. Drug Resist Updat. 2004;7:111-123. Abstract
  4. Spellberg B, Bartlett JG, Gilbert DN. The future of antibiotics and resistance. N Engl J Med. 2013;368:299-302. Abstract
  5. Bhullar K, Waglechner N, Pawlowski A, et al. Antibiotic resistance is prevalent in an isolated cave microbiome. PLoS One. 2012;7:e34953.
  6. Rice LB. The Maxwell Finland Lecture: for the duration—rational antibiotic administration in an era of antimicrobial resistance and Clostridium difficile. Clin Infect Dis. 2008;46:491-496. Abstract
  7. Spellberg B. The new antibiotic mantra—”shorter is better.” JAMA Intern Med. 2016;176:1254-1255.
  8. Russo TA, Spellberg B, Johnson JR. Important complexities of the antivirulence target paradigm: a novel ostensibly resistance-avoiding approach for treating infections. J Infect Dis. 2016;213:901-903. Abstract
  9. Pankey GA, Sabath LD. Clinical relevance of bacteriostatic versus bactericidal mechanisms of action in the treatment of Gram-positive bacterial infections. Clin Infect Dis. 2004;38:864-870. Abstract
  10. Girgis NI, Butler T, Frenck RW, et al. Azithromycin versus ciprofloxacin for treatment of uncomplicated typhoid fever in a randomized trial in Egypt that included patients with multidrug resistance. Antimicrob Agents Chemother. 1999;43:1441-1444. Abstract
  11. Gasem MH, Keuter M, Dolmans WM, Van Der Ven-Jongekrijg J, Djokomoeljanto R, Van Der Meer JW. Persistence of salmonellae in blood and bone marrow: randomized controlled trial comparing ciprofloxacin and chloramphenicol treatments against enteric fever. Antimicrob Agents Chemother. 2003;47:1727-1731. Abstract
  12. Arjyal A, Basnyat B, Koirala S, et al. Gatifloxacin versus chloramphenicol for uncomplicated enteric fever: an open-label, randomised, controlled trial. Lancet Infect Dis. 2011;11:445-454. Abstract
  13. Begum B, Haque MA, Ahmed MS, et al. Comparison between azithromycin and cefixime in the treatment of typhoid fever in children. Mymensingh Med J. 2014;23:441-448. Abstract
  14. Cenizal MJ, Skiest D, Luber S, et al. Prospective randomized trial of empiric therapy with trimethoprim-sulfamethoxazole or doxycycline for outpatient skin and soft tissue infections in an area of high prevalence of methicillin-resistant Staphylococcus aureus. Antimicrob Agents Chemother. 2007;51:2628-2630. Abstract
  15. Geisler WM, Pascual ML, Mathew J, et al. Randomized, double-blind, multicenter safety and efficacy study of rifalazil compared with azithromycin for treatment of uncomplicated genital Chlamydia trachomatis infection in women. Antimicrob Agents Chemother. 2014;58:4014-4019. Abstract
  16. Nathan N, Borel T, Djibo A, et al. Ceftriaxone as effective as long-acting chloramphenicol in short-course treatment of meningococcal meningitis during epidemics: a randomised non-inferiority study. Lancet. 2005;366:308-313. Abstract
  17. Jaksic B, Martinelli G, Perez-Oteyza J, Hartman CS, Leonard LB, Tack KJ. Efficacy and safety of linezolid compared with vancomycin in a randomized, double-blind study of febrile neutropenic patients with cancer. Clin Infect Dis. 2006;42:597-607. Abstract
  18. Harbarth S, von Dach E, Pagani L, et al. Randomized non-inferiority trial to compare trimethoprim/sulfamethoxazole plus rifampicin versus linezolid for the treatment of MRSA infection. J Antimicrob Chemother. 2015;70:264-272. Abstract
  19. Kaplan SL, Deville JG, Yogev R, et al; Linezolid Pediatric Study Group. Linezolid versus vancomycin for treatment of resistant Gram-positive infections in children. Pediatr Infect Dis J. 2003;22:677-686. Abstract
  20. Weigelt J, Itani K, Stevens D, Lau W, Dryden M, Knirsch C; Linezolid CSSTI Study Group. Linezolid versus vancomycin in treatment of complicated skin and soft tissue infections. Antimicrob Agents Chemother. 2005;49:2260-2266. Abstract
  21. Wilcox MH, Tack KJ, Bouza E, et al. Complicated skin and skin-structure infections and catheter-related bloodstream infections: noninferiority of linezolid in a phase 3 study. Clin Infect Dis. 2009;48:203-212. Abstract
  22. Duke T, Poka H, Dale F, Michael A, Mgone J, Wal T. Chloramphenicol versus benzylpenicillin and gentamicin for the treatment of severe pneumonia in children in Papua New Guinea: a randomised trial. Lancet. 2002;359:474-480. Abstract
  23. Asghar R, Banajeh S, Egas J, et al; Severe Pneumonia Evaluation Antimicrobial Research Study Group. Chloramphenicol versus ampicillin plus gentamicin for community acquired very severe pneumonia among children aged 2-59 months in low resource settings: multicentre randomised controlled trial (SPEAR study). BMJ. 2008;336:80-84. Abstract
  24. Ragnar Norrby S. Atypical pneumonia in the Nordic countries: aetiology and clinical results of a trial comparing fleroxacin and doxycycline. Nordic Atypical Pneumonia Study Group. J Antimicrob Chemother. 1997;39:499-508. Abstract
  25. Mokabberi R, Haftbaradaran A, Ravakhah K. Doxycycline vs. levofloxacin in the treatment of community-acquired pneumonia. J Clin Pharm Ther. 2010;35:195-200. Abstract
  26. Ailani RK, Agastya G, Ailani RK, Mukunda BN, Shekar R. Doxycycline is a cost-effective therapy for hospitalized patients with community-acquired pneumonia. Arch Intern Med. 1999;159:266-270. Abstract
  27. Jacobson SJ, Griffiths K, Diamond S, et al. A randomized controlled trial of penicillin vs clindamycin for the treatment of aspiration pneumonia in children. Arch Pediatr Adolesc Med. 1997;151:701-704. Abstract
  28. Allewelt M, Schuler P, Bolcskei PL, Mauch H, Lode H; Study Group on Aspiration Pneumonia. Ampicillin + sulbactam vs clindamycin +/- cephalosporin for the treatment of aspiration pneumonia and primary lung abscess. Clin Microbiol Infect. 2004;10:163-170. Abstract
  29. Kadowaki M, Demura Y, Mizuno S, et al. Reappraisal of clindamycin IV monotherapy for treatment of mild-to-moderate aspiration pneumonia in elderly patients. Chest. 2005;127:1276-1282. Abstract
  30. Rubinstein E, Cammarata S, Oliphant T, Wunderink R; Linezolid Nosocomial Pneumonia Study Group. Linezolid (PNU-100766) versus vancomycin in the treatment of hospitalized patients with nosocomial pneumonia: a randomized, double-blind, multicenter study. Clin Infect Dis. 2001;32:402-412. Abstract
  31. Ramirez J, Dartois N, Gandjini H, Yan JL, Korth-Bradley J, McGovern PC. Randomized phase 2 trial to evaluate the clinical efficacy of two high-dosage tigecycline regimens versus imipenem-cilastatin for treatment of hospital-acquired pneumonia. Antimicrob Agents Chemother. 2013;57:1756-1762. Abstract
  32. Kohno S, Yamaguchi K, Aikawa N, et al. Linezolid versus vancomycin for the treatment of infections caused by methicillin-resistant Staphylococcus aureusin Japan. J Antimicrob Chemother. 2007;60:1361-1369. Abstract
  33. Itani KM, Weigelt J, Li JZ, Duttagupta S. Linezolid reduces length of stay and duration of intravenous treatment compared with vancomycin for complicated skin and soft tissue infections due to suspected or proven methicillin-resistant Staphylococcus aureus(MRSA). Int J Antimicrob Agents. 2005;26:442-448. Abstract
  34. Itani KM, Dryden MS, Bhattacharyya H, Kunkel MJ, Baruch AM, Weigelt JA. Efficacy and safety of linezolid versus vancomycin for the treatment of complicated skin and soft-tissue infections proven to be caused by methicillin-resistant Staphylococcus aureus. Am J Surg. 2010;199:804-816. Abstract
  35. San Pedro GS, Cammarata SK, Oliphant TH, Todisco T; Linezolid Community-Acquired Pneumonia Study Group. Linezolid versus ceftriaxone/cefpodoxime in patients hospitalized for the treatment of Streptococcus pneumoniae Scand J Infect Dis. 2002;34:720-728. Abstract
  36. Wunderink RG, Niederman MS, Kollef MH, et al. Linezolid in methicillin-resistant Staphylococcus aureusnosocomial pneumonia: a randomized, controlled study. Clin Infect Dis. 2012;54:621-629. Abstract
  37. Freire AT, Melnyk V, Kim MJ, et al; 311 Study Group. Comparison of tigecycline with imipenem/cilastatin for the treatment of hospital-acquired pneumonia. Diagn Microbiol Infect Dis. 2010;68:140-151. Abstract
  38. Bhavnani SM, Rubino CM, Hammel JP, et al. Pharmacological and patient-specific response determinants in patients with hospital-acquired pneumonia treated with tigecycline. Antimicrob Agents Chemother. 2012;56:1065-1072. Abstract

 

Antibiyotikler: Çöken 5 Efsane

Spellberg, Brad MD, Ekim 20, 2016

Orijinali için: http://www.medscape.com/viewarticle/870145

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir