Türkan Saylan’ın ardından…

Toplumcu tıp konusundaki çalışmaları, kız çocuklarının eğitimine verdiği destek, lepra (cüzzam) hastalığının ülkemizden silinmesindeki katkıları unutulmayacak olan Türkan Saylan, 7 yıl önce aramızdan ayrıldı. Prof. Dr. Türkan Saylan’ı saygı ve özlemle anıyoruz.

Peki, Türkan Saylan’ı anmak ne demek? Anılarını ve bize bıraktıklarını düşünüp hüzünlenmek mi sadece, yoksa hekimlik anlayışını, toplumculuğunu içselleştirmek, bu anlayışa uygun hekimler olmak mı?

Türkan Saylan 73 yaşında dünyaya veda ettiğinde arkasında binlerce öğrenci, binlerce eğitim görmüş kadın, sağlığına kavuşmuş binlerce insan bıraktı. Hekimlik bir tavırdır. Öğrencilere, hastalara, diğer meslektaşlarımıza, halka yakın olmakla ilgili bir tavır.  Türkan Saylan da bir tavırdır. Herkes için eşit sağlık hizmeti fikrini esas alan, tıbbın sadece biyolojik bir alan olmadığını herşeyden önce sosyal bir alan olduğunu herkese gösteren bir tavır. Türkan Saylan lepra örneğinde bunu bizlere ispatladı. 1984’ten 1998 yılına kadar yaptığı çalışmalar sırasında 68 ile bir kez, 48 ile iki kez, 28 ile üç kez, 13 ile de 4 ve daha fazla kez olmak üzere toplam 156 kez keşfe çıkarak kayıtlarda yer alan bütün hastalara ulaştı, bu sırada yaşayan hastaların kontrollerini yaptı, tedavi ihtiyacı olanları Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen kombine tedavi şemasına uygun olarak tedavi altına aldı.

1989 yılında kurucusu olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile onbinlerce öğrenciye, kadına umut ışığı oldu. Kız çocuklarının eğitim görmesinin Türkiye çağdaşlaşmasının can damarı olduğunu çok iyi biliyordu. Kadınların bu topraklarda ilericiliğin baş mimarları olduklarının farkındaydı. Bunun için bir yandan toplumcu tıp için mücadele ederken diğer yandan aydınlanma değerlerinin ve çağdaş yaşamın korunması ve yaygınlaştırılması için çalıştı. Türkan Saylan ismi Türkiye’de gericiliğe, hukuksuzluğa, kadınları ikinci sınıf varlıklar olarak gören zihniyete karşı mücadelede simgeleşen bir isim oldu. Yaşamını ülkesine ve topluma adayan, gerici kesimlere karşı daima dimdik duran, ülkesinin çocuklarının eğitimi için emek harcayan, çağdaş, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti için mücadele veren Türkan Saylan Halkın Doktorları için daima bir örnek ve bir umut ışığı olacak. Günümüzde AKP ile gericileşen ve iyice piyasacılaşan eğitim sistemine, devlet okullarının imam hatipleştirilmesine, tarikatların kadrolaşmasına, Ensarlara, tecavüze uğrayan çocukları tecavüzcülerle evlendirmeye çalışanlara karşı laikliği, halkçılığı, bilimi savunmak için Türkan Saylan’ı örnek alıyoruz, alacağız. Çocuklarımızı Ensarlara, hastalarımızı bilim dışı hurafelere bırakmamak için aydınlanma bayrağını en yukarıya taşıyacağız..

Türkan Saylan deyince her türden gericinin sinirlenmesinin bir sebebi var. Türkan Saylan, kadınların özgürleşmesi için mücadele etmiş bir kadın olarak, tıbbı paranın esaretinden kurtarmayı amaçlayan toplumcu bir hekim olarak, onbinlerce kız çocuğunun okumasının sebebi olarak bugünkü Ensar rejimine verilebilecek en güzel cevaptır. Halk için çalışan hekimler olarak Türkan Saylan’ın yaşamıyla ne kadar gurur duysak azdır. Kızıl saçları yolumuzu aydınlatıyor. Huzur içinde uyuyun hocam, öğrencileriniz savaşıyor!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir